esat_nogay_han

Esat Nogay Han

This post is also available in: İngilizce Azerbaycan Türkcesi Rusça

Doğaya olan merakım herzaman çevremdeki insanlara oranla oldukca yüksekti. Doğadaki işleyişi merak ediyor , küçük deneyler yapıyor ve herşeyi sorguluyordum. Mesela elektrikle ilk tanıştığım zamanlar okula yeni başladığım zamanlardı. Sürekli sorguladığım elektrikden hep uzak tutuluyor ve korkuyla uzaklaştırılmaya çalışılıyordum.Nedendir bilinmez elektriğin kıvılcımlardan oluştuğuna inanıyordum ve birgün gizlice test etme olanağı buldum. Pirize kablo parçaları sokarak bunu test etme şansı yakalasamda bu heyecanla bir süre sonra kısa süreli olarak elektrik akımına kapıldım ve bu benim elektriğin tehlikeli olduğu gerçeğinide test etmemi sağlamış oldu. Tabiki çevremdende aldığım onayla piller tehlikesizdi ve benim için merak devam ediyordu.

Çevremde dijital elektronik , elektrik , yazılım gibi konularla uğraşan insan olmaması bu konuların benim için çok ütopik kalmasına neden oldu ve ortaokul ve lise yıllarında hep mekaniğe ağırlık verdim. Ortaokulda bir buharlı motor tasarladım , lisede ise elektrolizi öğrenmiştim ve bunun üzerine aralıksız denemeler yapıyordum. ilkokulda kısa süreli bilgisayar eğitimi almış olmama rağmen ve ortaokul ve lise yıllarında bilgisayar ve dijital teknolojiyle çok daha içli dışlı olmama rağmen tam yakınlaşamadım. Liseden mezun oldukdan sonra tüm vaktim boşa çıkmıştı ve hack forumlarıyla tanışmam bu zamanda gerçekleşti. İlk .bat uzantılı virüslerimi yapıp arkadaşlarıma yedirmek ya da msnden ip’sini elde ettiğim kişilerin açık portlarını taratıp bilgisayarlarına sızmak çok heyecan vericiydi. Sitelerin açıklarını taratıp sızma girişimlerim , Brute-force ile msn şifre kırma denemelerim beni hep geri plana attığım bir dünyanın tam göbeğine atıverdi.

Hiç teknik bilgim olmamasına rağmen sistem üzerine analizler yapmak ya da Windows platformundaki paket programların mantığıyla sürekli next-next butonlarıyla aktiviteler gerçekleştirmek beni çok rahatsız ediyordu. Hala bilgisayarla aramda bişeylerin olduğu hissini taşıyordum.yaptığım çoğu işi belli paket programları kendisi otomatikman gerçekleştiriyordu ve birçok şey hala kapılar ardındaydı.Programlama öğrenmek benim için bu sorunu çözebilirdi bu yüzden bir çok yazılım dili arasındaki git gellerim başlamış oldu. İlk kullandığım dil visual-basic diliydi basit ve kullanışlı olan bu dil benim aradığım şeyi sağlamıyordu. Html , php , delphi , prolog , matlab. Bir çok farklı mantıkdan dilin arasında gitgeller yaşadım ve hepsiylede dilin mantığını tanıyacak kadar içli dışlı oldum. Nedense c dilini içgüdüsel olarak hep daha sonraya atmıştım ama birgün onu açıp kurcalama hissi doğunca aradığım şeye sahip olmaya başladığımı hissettim. İlgim beni assembly gibi yapılara doğru götürsede onu daha sonraları tanıyacaktım.

Windows platformunun kısıtlayıcılığının benimle bilgisayar arasına hep bir bağ kurduğunu hissederken Türklerin bir işletim sistemi yaptığını öğrendim. Öğrenmemle kurmam bir oldu tabiki ilk denemede kuramadım. Kurulum bile beni sabahlara dek uğraştırmışken bu yoldan geri dönmem beklenirdi ama tam tersi dahada hırslanmıştım. Pardus kurulup açıldıkdan sonra karşımdaki de dünyada uzaylı gibi kalmıştım. internetten bir program indirip kurma denemem başarısız oldu. Paket yöneticisine istediğim programı yazıyordum ve o indirip kuruyordu ( google play mantığı) Veya çok gerekli olursa tar.gz uzantılı program dosyasını indirmeniz gerekiyordu. Gayet basit görünen bu süreçde Windowsdan gelen her kullanıcı gibi inen dosyanın üzerine çift tıklayarak çalışmasını seyretmek istiyordunuz ama açılan dosya arşiv dosyasından başka birşey değildi. Terimale girip , root yetkileri alıp , terminalden .tar.gz dosyasını bir dosyaya açıp , sonra o dosyaya girip , sonrada dosyanın içinde make – make install komutlarını vermek demek yeni pardus kullanıcısı için ekrana uzun uzun ve boş boş bakmakdan ve kopyala-yapıştırla komut çalıştırmaya çalışmakdan başka bişey değildir. İşte bu şekilde Pardus un çekirdeği Linuxla tanışmış oldum. Pardus linux’un düzenlenmiş halinden başka birşey değildi ve esas olan Linux du. Linux’un da temelinde Unix vardı ( Sürekli daha derine inen bir dünya tam aradığım şey. ) Böyle gidiyordu bu. Hergün bilgisayarıma farklı bir linux dağıtımı kuruyordum , distrowatch.com da denenmedik dağıtım kalmamalıydı sanki. Her dağıtımın kendine göre bir iddiası vardı çünkü ama her dağıtımda kendine göre bir problem çıkarıyordu ( genelde ağ kartı tanımama problemi) Ama bir linuxcunun sorunlara yaklaşım tarzı bu uğraşlarla kesinlikle gelişiyor olmalı. Bu şekilde linux üzerinde bir hayat kurmuş oldum. Tamda aradığım gibi bilgisayara çok daha fazla yaklaşmıştım.

Lise yıllarında daha şiddetlenerek artan bir fizik ilgim vardı. Fiziğe olan ilgim hem en büyüğe ( Uzaya) Hemde en küçüğe ( Atoma) ‘ydi. Bu konularda bir çok araştırmalar yaptım. bir çok felsefi çıkarımlar yaptım ve hala yapıyorum.
Üniversitede otomasyon bölümüyle tanışmam benim için birçok kapıyı araladı. Üniversiteye başlamadan öncede elektronik gibi konulara zaten ilgim vardı ve ufak çalışmalar yapıyordum ama üniversiteyle birlikte Bulanık mantık , Sayısal tasarım , Pıc programlama gibi birçok alanla yüzyüze tanışma fırsatı buldum. Şimdilerde Unix ve Sayısal tasarım üzerinde çalışmalarım yoğunlaşmış durumda. Yapay zeka temelli algoritmalar geliştiriyorum ve daha iyi robotlar için insan anatomisini inceliyorum. Ayrıca Uzaya ve kuantum’a olan ilgimde her geçen gün artarak devam ediyor.

Related Post

About esatnogayhan

Doğaya olan merakım herzaman çevremdeki insanlara oranla oldukca yüksekti. Doğadaki işleyişi merak ediyor , küçük deneyler yapıyor ve herşeyi sorguluyordum. Mesela elektrikle ilk tanıştığım zamanlar okula yeni başladığım zamanlardı. ....Devamını okumak için tıklayınız ;)